Gıdavizyon’da işbaşı yapalı tam 2,5 yıl oldu. Bu 2,5 yılda 65’ten fazla il, 300’den fazla ilçe gezdik. 100 bin kilometreden fazla yol yaptık. O kadar çok geziyoruz ki, inanın evli olsaydım hatun beni terk ederdi. Çünkü yılın büyük bölümünü şehir dışında geçiriyorum. Allah’tan bekarım da sorun olmuyor.
Neyse, konumuza dönelim. Bu seyahatlerde gerek fırıncılık, gerekse de pastacılık sektörünü yakından tanıyoruz. İnsanlarla konuşup sıkıntılarını öğreniyor ve bunları hem sayfalarımızda yayınlıyor hem de dergideki haberimizden de okuduğunuz ya da okuyacağınız gibi bunları ilgili mercilere iletiyoruz.
Bu son gezimiz bayağı uzundu. 15 gün boyunca gezdik. 12 il, 32 tane ilçeye uğradık, esnaflarla ve oda başkanlarıyla görüştük. Size biraz izlenimlerimizden bahsetmek istiyorum.
Halkın ekmeğiyle mi oynanıyor
Gittiğimiz bazı illerde bizi üzen bir durumla karşılaştık. 299 gram olması bile kanunen yasak olan ekmek, buralarda 200 gramdan üretiliyor. Üstelik çeşit sınıfına bile sokulmadan. Yani içine herhangi bir şey konulmadan.
Sebeplerine girmeyeceğim. Beni sonuçları ilgilendiriyor daha çok. Öncelikle, bunun adı kanunu delmektir. Kanun boşluklarından yararlanılmıyor, direkt olarak deliniyor. Bu hem tüketicinin hem de ne yazık ki üreticinin yani esnafımızın aleyhinedir. Çünkü Kayseri’de yaşananlar hala hafızalardaki tazeliğini koruyor. Orada da ekmek 200 gramdan üretilirken, Tarım Müdürlüğü bir baskın yapmış ve esnaflara binlerce lira ceza kesilmişti. Yazıktır, günahtır. Zaten rekabet yüzünden zarar eden esnafımız bir de bunun üstüne cezalar yiyor.
Bu duruma şiddetle karşıyız. Ekmek 300 gram mı olmalı 200 gram mı? Bu tartışılır. 300 gramın israfa neden olduğu iddia ediliyor. Bu doğru olabilir. Ama eğer Türkiye’nin 77 ilinde fırıncılar 300 gram üretiyor ve 4 ilde buna uyulmuyorsa bu kabul edilemez. Bu diğer illere haksızlıktır.
Tokat herkese örnek olmalı
Prof.Dr. Ahmet Ercan geçtiğimiz günlerde önemli bir açıklama yaptı, yer yerinden oynadı. ‘Binaların altında fırın olmamalı. Bu, olası bir depremde büyük risktir” dedi.
Onun bu açıklamasından önce biz Tokat’taydık. Orada fırınları sanayi bölgesine taşımışlar. Çok da iyi olmuş. Tokatlı fırıncılar artık daha modern, daha hijyenik daha elverişli ortamlarda hizmet veriyor. Onlar da memnun yetkililerde.
Aslında Tokat bütün Türkiye’ye örnek olmalı. Çünkü Türkiye’nin her yeri deprem bakımından riskli. Kimse, “Ben depremden korkmam” diyemez artık. Şu bir gerçek; “Depremde altında fırın olan binalar risklidir. Depremde eğer öldüren sarsıntı değil bina ise, buna derhal çözüm bulunmalı ve imalathaneler şehrin içinden derhal uzaklaştırılmalı”. Uzmanlar da bunu söylüyor zaten.
Bir diğer avantaj da sektör için sözkonusu. Tokatlı esnaflar diyor ki; “Buraya taşındık, rekabet bitti. Çünkü artık her önüne gelen fırın açamıyor.”….Anlayan anladı….